Bu hafta pek çok blogger ve güzel giyinen stil ikonunda sarıyı görünce anladım ki dolabımda bekleyen "Banana Republic" cap canlı sarı baharlık kazağımı giymemin vakti gelimşti... Daha önce aynı kazağımı yine bahar için kombinlemiştim görmek isteyenler tık tık... Böyle canlı sarıları giymek insana da bol bol enerji veriyormuş, spor kombinimle gün boyu o kadar koşturmaya rağmen hiç rahatsız hissetmedim doğrusu...
Yellow trend is alert now, if you have something 








Kırmızı aşığı olduğumu artık biliyorsunuz... Aslında pek çok kadın sever kırmızıyı ama ben bir başka seviyorum... Kışın özellikle tercih etmeye çalışıyorum ki enerjim hep yüksek olsun, durgun kapalı bulutlu havalarda ben de solup gitmeyeyim... İstanbul'da havalar gerçekten bir garip, sabah hafif yağmur ardından serin rüzgar ardından ışıl ışıl bir güneş sonra yine bulutlu ama 16-17 derecelik bir sıcaklık ve gece basınçtan oluşan büyük bir fırtına...
Baharın gelişiyle birlikte canlı renkler de girmeye başladı tekrar hayatımıza... Kışın bir kahverengi bir siyah bir lacivert alır gider başını ya, işte baharda bu renkler yerini kırmızılara pembelere canlı sarılara mavilere bırakıyor... Bu güzel Mart gününde düne göre biraz daha esintili bir hava vardı... Bugün bol paça yüksel bel "Notify" kotum ile "Mango" nar çiçeği rengi şifon gömleğimi kombinledim... Ayakkabılar "Charles & Keith", çantam ise "Zara"...
Hoşgeldin bahar demek ne güzel, bu kış çok çetrefilli geçti ve bize baharı oldukça özletti... Ama her şeyin sırası geldiği gibi her ne kadar dirense de işte bahar yeniden geldi ve güneş yüzünü gösterdi... Nihayet rahat rahat giyinip dışarılarda sokakları arşınlamanın da kapısı açılmış oldu hanımlar... Ben bu güzel bahar gününde oldukça baharlık bir şekilde çıktım sokağa... Omuzlarından sarı tonlarda kum boncuklar dökülen elbisem "Mudo", pelerinim "yerel
Ben bir leopar aşığıyım artık bilmeyeniniz kalmadı sanırım... Son olarak aldığım "TopShop" leopar booties beni deli gibi mutlu edenlerden oldu... Aynı dokuda ve desende daha önceden mevcut olan "Desa" çantam ile aşk yaşadılar adeta... :) Pantolon "Roberto Cavalli", gömlek ve kemer "Koton"... Kral tacı kolyemi de çok severim...
Uzun soluklu aralarım için beni affedin, gerçekten de çok yoğun bir dönemden geçiyorum, iş, özel hayat derken her şey o kadar yorucu oluyor
Malum Sevgililer Günü yaklaşıyor adım adım... Benim sevgililer günü için içimden geçen sadece kombin fikirlerinden, sofra düzenlemelerinden ibaret değil elbette, ama her zaman yaptığım gibi biraz daha şiirsel, biraz daha ironik, biraz daha edebi yaklaşımımla dökmek isterim içimi... Dökmeden önce kombine ait detayları paylaşayım; gümüş tayt "Stradivarius", kırmızı ayakkabılar "Bershka", yılan derisi çantam "Vintage", kırmızı üstü evvel zaman içinde "Markafoniden"
Ben de diyorum kar kombinleri yetti diye, ama durmazsa nasıl bitecek ki... İncecik baharlık hallerle dışarı çıkmak mümkün değil ki, hava insanın nefesini kesiyor... Yine karlı bir hava, yine kışa dair bir kombin... Kot "Stradivarius", kot yelek "Bershka", çizme "İnci", çanta "Zara", şapka ve eldiven "Defacto"... Kot kullanımı rahat bir stil... Çizmedeki ve yelekteki kürk detayları ise tam kışa dair izler...
Bunca kapalı ve kasvetli yağış sırasında bir an güneş açar ve karlar erimiş gibi yapar, haaa sonrası yine hüsran, yine kar yine kapalı ama o güneşli anın tadı kaçırılmadan çıkarıldı, güzel bir boğaz havası alındı... İşte o kaçamağa ait kombin fotoğraflarım, makinenin pili bitince boğaz kısmı yalan oldu ancak kombin kısmı arşivlere gömüldü... Kombin detaylarına gelince, Hırka "Mango", simli kazak "Park Bravo", tayt "Stradivarius", çizmeler "Nine West",
Kış dokusu aklımda hep yumuşacık, sıcacık... Yünlü, kadifeli, kürklü... Kış dokusu bir başka bende... İnsanı sıcak ve huzurlu hissettirmesi gerektiğine inandığım koruyucu bütünleyici bir olgu... Kış dokusunda en çok sevdiğim detay ise örgü desenleri, iç içe girmiş müthiş örgü izleri... Koltuk şalı "Mudo", kazak "Mango", çoraplar "Stradivarius", ayakkabılar "Bershka", bileklikler "Accessories"...
Bir gün birisi bana ben sana hayal sattım demişti... Çok
Biliyorum biliyorum, inanılmaz alakasız geliyor ilk okuduğunuz zaman başlık, o da nasıl oluyor diyebilirsiniz... Şöyle oluyor ki, günlerdir, yediğimi içtiğimi unuttum, üstüme başıma aldırmadan derbeder bir halde geziyorum, her şeyden öte sevgili babacığımın asla ama asla sevmediği o yas halinden kurtulamıyorum... O görüyorsa kızıyordur diyorum, kendime gelmeye çalışıyorum ama olmuyor, sonra annem kızıyor, Hakan kızıyor... Dürtüp duruyorlar beni, böyle devam





