Eski Ama Güzel Bir Örtüden Amerikan Servis Yapalım…

Bilirsiniz hepimizin annesinin çeyizinden kalma ya da hediye gelmiş kenara koyulmuş örtüleri kumaşları vardır..Benim de böyle bir örtüm vardı ve üzerindeki nakış ve işlemeler çok güzeldi,fakat nasıl olduysa olmuş ya sigara ya sıcak tencere ile bazı noktalardan yanmış ve delinmiş…Dört köşesinde de aynı güzel işleme var fakat ikisinin hemen ucunda yanık ve delikler varken diğer ikisinin etrafı temiz..Ben de dedim ki zaten evimizde bir kocişim bir ben varız iki kişi yemek yiyip duruyoruz sürekli, bunları iki tane servis haline getireyim… Aldım makasımı elime ve işe başladım ama sonucu hiçte fena olmadı ;)… Aldım başka bir servisimi üzerine koyup kalıp aldım … En son kenarlarını kabaca teyelledim… Oldu bitti…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

2 Yorum

Boya Kutusundan Deniz Kabuklu Saksıya Dönüşüm…

Evlendiğim zaman çok hareketli bir genç kadındım, yerimde duramıyordum, bahçeli şirin bir müstakil evimiz vardı ve bir şeyler yapıp sürekli onu daha da süslü hale getirmeye çabalıyordum… Depo odasında kalan boş boya kutusunu saksıya çevirmeye karar verdim, zaten sahilden topladığım bir sürü deniz kabuğum vardı… Silikonla deniz kabuklarını düzgün şekilde kovaya yapıştırdım, altını delmeyi de unutmadım ki çiçekler çürümesin diye… Bir metali ısıtıp ocakta deliklerini de açtım, en sevdiğim sardunyalarımı da bu saksıma diktim… Kişisel sitemden Yaşam Stil’e geçiş yaptığım için eskileri de bol bol görebileceksiniz ara ara… Bu şekilde çok şey yapmıştım bir dönem ve gerçekten de çok zevk almıştım, herkese tavsiye ederim…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

Yorum Yok / Yorum Yap

Bir Yudum İstanbul …

İstanbul aşığı olarak ben yine güzel karelerle karşınızdayım… Kız kardeşim Çiğdem’le Rasathane’den başlayarak aşağıya Kandilli’ye doğru indik, oradan sahilden Çengelköy’e kadar yürüyüp, hem yürüyüş hakkımızı kullandık, hem güzel İstanbul’dan doya doya nefes alıp, güzel resimler çektik… Evler, çiçekler, boğaz, tekneler… Ne ararsanız var bu karelerde… Seviyorum şehrimi…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

2 Yorum

Bir Bloggerın Serzenişleri…

Bir bloggerın serzenişleri başlığını atmamın sebepleri var elbette dostlarım… Ne düşlüyorum biliyor musunuz, herkesin birbirine saygılı olduğu, eğitimin kültürün tabandan tavana oturduğu, kişilerin kendini geliştirmek yetiştirmek adına çırpındıkları ama aynı zamanda hayatın tadını sonuna kadar çıkardıkları için mutlu oldukları bir Türkiye’de yaşayan mutlu ve doymuş insanlar istiyorum… Haksızlığın, vefasızlığın, düzensizliğin yok olduğu pembeee bir düş adeta… Nerden geldin buralara derseniz, çıkış noktam yine bloğum… Bazen öyle içten e-mailler alıyorum ki, içim parça parça oluyor… Karşıdaki kişi o kadar samimi, o kadar candan, o kadar güzel bir insan oluyor ki, açıp yüreğimi içeri alasım geliyor… İstanbul’u hiç görememiş olan güzel insanlar öyle sevgi dolu e-mailler atıyorlar ki, delice mutlu oluyorum… Bazen haklı olarak kadınca mesajlar geliyor, saçımın renginin orjinal rengim olup olmadığından her hangi bir diyet ve spor programım olup olmadığına kadar… Bazen ise yazılarımda ısrarla altını çizmeme rağmen gönül gözü görmeyen gençlerimizin masum ama cevapsızlığa mahkum kurları ulaşıyor ellerime… Ne kimseye darılırım, ne kimseye gücenirim, insan beyni bu elbette pek çok açıdan bakıcak, değerlendirmeye alıcak, tepkiler vericek… Mesele bu değil… Mesele bazı at gözlükleri…Artık kurtulmak gerek… Mesele kimi zaman karşıdaki insanın kendisiyle bir kelime bile konuşmadığı halde kendi sezilerine ve gördüklerine dayanarak yaptığı haksız eleştiri… Çünkü gerçekten benimle karşılıklı otursa, ailemi, soyumu sopumu ve şimdi yaşadığım hayatı yakından görse eminim ki sever beni, sevmese bile en azından kötü düşünmez… Bir bloggerın serzenişleri başlığı attığım bu yazıya daha neler neler eklemek isterdim ama inanın bana yazık, zamana yazık, ellere gözlere yazık… Neden güzel şeyleri paylaşmak yerine bunlara vakit ayıralım ki… Sevgili dostlar, “Art niyet; nasıl kullanacağınızı bilmediğiniz tehlikeli bir silah”… Bu sözümü lütfen unutmayınız ve hayatta insanlara keskin bir art niyetle yaklaşmayınız… Sevgiler saygılar…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

4 Yorum

Mayokini Devri …

Biz hanımlar gerçekten de ne çekmişiz şu bikini denen illetten, ne rahat yüzelbilmişiz, ne rahat atlayp zıplayabilmişiz, ay açıldı, ay kaydı, ne dertler çekmişiz… Bir kadının aynı anda şık hissedip ayna anda da rahat olabilmesinin yoluymuş mayokiniler… Ben şahsen mayo giymeyi tercih etmediğim için bunca yıl bikiniyle savaş verdim, ama bu yıl benim de aklıma girdi mayokiniler ve inanın bana hem vücut formunu çok daha estetik gösteriyor hem de çok kullanışlı hanımlar…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

Yorum Yok / Yorum Yap

Gecenin Huzuru…

Dün akşam yine bütün günün hem bana hem Hakan’a verdiği yogunlukla evde yiyesimiz gelmedi… İndik Beylerbeyi sahile, gerçekten de huzurlu bir geceydi, sakin ve bir o kadar ışıl ışıl bir İstanbul manzarasıyla yorgunluğumuzu attık adeta… Hanım hanımcık oldum bu sefer, şifon tül bir elbise giydim, siyah ve beyazın uyumundan yararlandım, altına da klasik topuklu bir model tercih ettim, küpeler ve bileziklerle tamamladım… Elime de kocaman bir çanta yerine minik bir beyaz clutch alıp durumu tamamladım…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

Yorum Yok / Yorum Yap

İstanbul Turumuzda Sıra Fenerbahçe Parkı’nda …

Sevgili dostlar, işlerinin yoğunluğu dolayısıyla tatilini bizim gibi Ramazan’dan sonraya bırakanlar, aynen devam ediyoruz İstanbul’un tadını çıkarmaya, ben elimden geldiğince kendi tek düze hayatımın içinden gittiğim ve tad aldığım yerleri paylaşmaya çabalıyorum, umarım bir fikir verebiliyorumdur… Fenerbahçe Parkı da gerçekten nezih ve huzurlu yerlerden bir diğeri… Romantika’da içilecek bir çay bir kahve ile bile muhteşem adalar manzarası, arada sülün gibi süzülen yelkenlilerin narinliği sizi kendinize getirecektir… Doğanın güzelliğini anlatmama gerek yok zaten harika…Açıkçası ben artık gençliğin verdiği o kalabalık tutkusundan sıkıldım… Yavaş yavaş olgunlaşma dönemime giriyorum galiba :) … O yüzden eşimle huzur bulduğum ruhumu ve bedenimi dinlendirebildiğim yerler tercihim oluyor… Arada kalabalık renk, yüksek sesli müzik ve tempoyu ihmal etmeyin ama bu mevsimde kendinizi de fazla yormayın… Fenerbahçe’de pek çok yer var, biz eşimle Bahçe Cafe’yi atıştırmak için tercih ettik, sonrasından ise True Blue’da tatlı ve kahve faslını gerçekleştirdik… True Blue bir zamanlar Piramit iken eşim çok beğeniyormuş, daha sonra belediyenin de girişimiyle True Blue olunca tabiki eşimin bakış açısına göre işletme çok zayıflamış, yer muhteşem ama benim de şahit olduğum zayıf bir işletme mevcut, umarım sesimiz duyulur ve iyileştirmeler yapılır… Kombinime gelince, sarı Long Tank Gina Tricot, çanta “Boulibell Paris”, kemer “Collezione” … Gözlük ise “Tabe Kıyamet” …

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

2 Yorum

Hidiv Kasrı / Doğa / Pembeler …

Hava öylesine aklını kaçırdı ki, öğlen saatlerinde dışarı çıkmak benim tercihim değil, ancak havuz deniz macerasına, onun dışında bazen bir iki alışveriş kaçamağı için alışveriş merkezlerine… Ama öğleden sonra resmen şehrim cennete dönüyor… İstanbul’da kalanlar için bir diğer gezi adresim Anadolu yakası Hidiv Kasrı … Gerçekten de çok güzel, doğanın içinde, zarif açık hava kafeleri, kasrın büyüleyici güzelliği, boğaz, daha ne desem bilmiyorum, sadece hafta sonu değil de hafta içi giderseniz daha da çok tad alırsınız… Kombinime gelirsek, kot etek ” Adil Işık” , çanta “Afrodit” , ayakkabılar “Mudo”, kemer “Collezione” bilezikler arşivimden…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

6 Yorum

İstanbul İstanbul Olalı…

Annem ve iki kız kardeşimle Çengelköy iskelesinden bindiğimiz güzel vapurla taa Emirgana kadar tıngır mıngır gittiğimiz, çok hoş bir seferden kareleri paylaşmak istiyorum… Giydiğim kot elbise Altıyol Merdiven altı, babetler hint babetlerim, çanta “Boulibell Paris” … Ama her şeyden güzel olan yine İstanbul yine İstanbul… Ben ve kız kardeşlerim ve güzel manzarayla ilgili eleyebildiğim karelerden arta kalanlar bunlar…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

2 Yorum

Tatili Erteleyip İstanbul’u Yaşayanlar İçin Hedeflerden Birisi ; Ortaköy …

Eşimle dün akşam hafta içi avantajını da kullanarak Ortaköy sefası yaptık… Malum İstanbul’da hafta sonu hiç bir şeyin tadı tuzu kalmıyor… Hava harikaydı, tek pişman olduğum konu fotoğraf makinem için Tripod / Üçayağımı yanıma almamış olmamdı, elimden geldiğince oynatmadan çektiysem de sonuç elbette ayaklı çekimdeki gibi muhteşem olmadı ama yine de hoş kareler çıktı… İstanbul’un zarif görünümü insanın aklını başından alıyor… Size tavsiyem ben her zaman yemeğimi Çaydanlık isimli mekanda yerim, siz de deneyin, eve gittiğinizde yediklerinizin karnınıza yaptığı bir baskı olmasın istiyorsanız ben test ettim onayladım yıllardır da aynı yerde yerim siz de deneyin… Sonrasında da dondurma kıvamındaki yağsız yoğurt keyfini güzel meyveler eşliğinde mutlaka deneyin … Güzel bir akşam yemeğinden sonra, başladık resimler çekmeye… Eşim Hakan ve benim aramda tatlı bir rekabet mevcut, kim daha net çekicek, kim daha iyi pozlayacak falan, acayip bir çekişme… :) İkimizin ortak ürünü olan bu güzel fotoğraflarla sizleri baş başa bırakıyorum dostlar…

Paylaşın:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogosphere News
  • email
  • Live
  • Print
  • Technorati
  • TwitThis

2 Yorum

Follow my blog with bloglovin