Archive for category Stil Değirmeni
Altın Küre 2010′dan Zarif Stil Örneklemeleri…
Posted by Sihem Tachouli Usta in Moda, Stil Değirmeni on January 19, 2010
Yaşam Stil olarak size Altın Küre 2010 ödüllerinden kendine ve stiline ne kadar önem gösterdikleri her hallerinden belli olan birbirinden güzel ünlüleri cımbızladık… Zarif bir görünüm, uyumlu zevk sahibi seçimlerle nasıl fark yaratıldığının gerçekten başarılı örnekleri…

photos / resimler: jusjared
Stil Değirmeninde ; Dita Von Teese …
Posted by Sihem Tachouli Usta in Stil Değirmeni on October 2, 2009
Stil Değirmeninde Dita Von Teese mercek altına alınırken öncelikle sanatçı hakkında kısa bir bilgi sunmak istiyoruz… Sanatçı çocukluğundan beri 1940′lı yılların giyim kuşam stilini sevmiş ve ilgi duymuştur… Bu ilgisi sayesinde ileride kendi stilini oluşturacağını henüz bilmezken annesi tarafından da ilgisi hoş karşılanmıştır… Daha sonra baleye merak salmıştır ve 13 yaşında solo olarak ilk büyük gösterisini sunmuştur… Daha sonra farklı bir alan olan modellik mesleğine merak salmıştır… Fakat onu farklı kılan bazı yönleriyle öne çıkmıştır… 16 yaşında striptiz kulübünde dans ediyor olmasının da getirisiyle dergi kapaklarında yer aldı… Daha çok fetiş bir stille yer aldığı dergi kapakları da onu insanlara duyurdu…
Gelelim stil püf noktalarına… Stil Değirmeninden geçen sanatçının en önemli stil püf noktası 1930-40′lı yılların giyim kuşamını kendi stili için tercih etmesi ve bunu uygularken daha çok dişi bir karaktere bürünmesi… 1993′te Dita müzikli gösterilerine başlamıştı. Kendisini Burlesque akımına adamıştı. Burlesk, 1700′lerde ortaya çıkmış alaylı, komik, mantıkdışı ve kaba gösteri içeren bir sanat akımıdır. Dans gösterilerinde 1930lar ve 1940ların kıyafetlerini giyiyordu. Kullandığı bir çok ilginç materyalin en önemlisi içinde dans ettiği martini bardağıydı. Tüm bunlarla birlikte saç stili ve kullanmayı ihmal etmediği kırmızı renk ruju ile de belli bir stile kavuşmuştu… Bembeyaz kalmasına özen gösterdiği tenini de güneşten muhafaza ediyordu, çünkü kıyafetlerinde kendine örnek aldığı 1940′lı yıllarda da kadınlar beyaz süt gibi tenleriyle ön plana çıkıyorlardı… İç çamaşırlı görüntülerinde de jartiyer ve korse onun için vazgeçilmez parçalardır… Dita Von Teese bu püf noktalarıyla Stil Değirmeninden yüksek not almaktadır, çünkü stil demek kendine ait pek çok noktayı modayla konbinlemeyi başarabilmek ve farklı olabilmek demektir…

Stil Değirmeninde ; Nebahat Çehre …
Posted by Sihem Tachouli Usta in Stil Değirmeni on October 1, 2009
Nebahat Çehre’yi Stil Değirmeninde ağırlamaktan mutlu olduğumuzu dile getirmekle başlayalım istedik… Kendisi son zamanlarda Aşk-ı Memnu ile fırtınalar estiren yılların deneyimli oyuncu ve ses sanatçısı olmakla kalmıyor, Türk Kadınının güzelliğini de tescil etmiş ve aynı zamanda stil kavramını bütün ruhuyla benimsemiş nadir başarılı kadınlardandır…
Türkiye’de 1960′lardan itibaren kadınlık, giyim kuşam, zarafet, stil adına çok başarılı bir çizgi çizen Nebahat Çehre yıllara meydan okuyan güzelliğiyle hala bugün bile biz yeni nesili adeta kendine hayran bırakıyor ve kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğini hatırlatıyor… Şimdi Nebahat Çehre’nin eskilerden bazı karelerine bir göz gezdirelim hep birlikte…

O yıllarda stil adına güzel izler bırakan Nebahat Çehre şimdiki zamanda da adeta bir stil kraliçesi… Aşk-ı Memnu ile gündeme oturup bir daha düşmeyen ünlü sanatçı daha önce de “Haziran Gecesi” adlı dizi ile bizleri kendine hayran bırakmıştı… Nebahat Çehre nasıl oluyor da bu kadar kendine yakışan bir çizgide giyinebiliyor… Hangi püf noktalarıyla kendi stilini ortaya koyuyor?

Saç rengiyle oynamıyor… Her zaman kendi ten rengine yakışan karamel ve kahve tonlarını muhafaza ediyor… Saçlarını toplarken edindiği stil ile yüz hatları çok düzgün vurgulanıyor… Bazen önüne perçemler bırakırken bazen de sıkı topuzlar tercih ediyor… Saçı açık olduğu zaman ise başarılı bir düz fönü tercih ediyor… Makyajda ise onu ön plana çıkaran püf noktalarından birisi göz makyajına vurgu yapması… Göz makyajında siyahla düzgün vurgular yapıyor, siyahı çok kullanmadığı zamanlar ise far tonlamalarını devreye sokarak vurgusunu tamamlıyor… Giyinirken ise ön yargılara, komplekslere boyun eğmiyor, yaşı ve trendleri bir kenara atıp kendi için en iyileri seçiyor… Frapan bir stil ile seçim yapıyor, dişiliği ön plana çıkarıyor… Bunu yaparken estetik noktalara çok dikkat ediyor ve dişilikle asaleti bir araya getirebiliyor… Vurgulu yakalar, vurgulu paçalar kendisine çok yakışıyor, ayakkabı seçiminde ise yüksek topuklu bir stil ile kıyafetlerini tamamlıyor, çok spor giyindiğinde ise adeta bir genç kız gibi havalı ve spor tercihler yapabiliyor… Sanatçı nerede ne giyeceğini çok iyi biliyor, belli sınırlar içerisinde sıkışmıyor… Bu tavrıyla da bizleri kendine hayran bırakıyor… Stil Değirmeni olarak kendisine sonsuz hayranlığımızı bildirmek istiyor, Türk kadınının böyle güçlü bir stili örnek almasını diliyoruz…

“Lauren Conrad” Laciverti Sevdiriyor…
Posted by Sihem Tachouli Usta in Moda, Stil Değirmeni on October 1, 2009
Genç ve güzel Lauren Conrad bu son haliyle laciverti sevdirecek kadar çıtı pıtı ve şık olmuş, stilini tamamlayan en önemli unsur haline gelen mavi ve lacivert arası tondaki kısım insana aynı renk ailesini sevdiriyor, bunun üzerine Yaşam Stil sonbahar / kış önerisi olarak iyi ayrı konbin hazırladı…

Aşk-ı Memnu / Stil Örneklemeleri / Türkiye’de Stil Olgusu…
Posted by Sihem Tachouli Usta in Kültür / Sanat, Stil Değirmeni on September 29, 2009
Bu dizi ekrana geldiğinden beri hakkında yazılmayan çizilmeyen kalmadı, eskisiyle kıyasından, şimdiki kadrosunun en özel hayat detaylarına kadar artık kamuya mal olan bir yapım haline geldi… Televizyonda ilklere imza atan öpüşme sevişme sahnelerinden, yalının dekorasyonuna ve en çok konuşulan nokta olan oyuncuların giyimlerine kadar didik didik edildi… Arzu Kaprol imzasını taşıyan kıyafetlerden bahsedildi, aksesuarların hangi firmalardan olduğu yazıldı ve daha neler neler… Ben Yaşam Stil Uzmanı olarak bu konuya kendi bakış açımla şöyle bir yorum getirmek istiyorum…
Oyuncuların stillerinin bu kadar ön plana çıkmasının, insanların dikkatini çekmesinin en büyük sebeplerinden birisi bana göre bugün “Moda İkonu” olarak tabir edilen insanlardan başka kolay kolay kimselerin günlük hayatta giyinmediği bir stilde giyinmeleridir… Türkiye her geçen gün her türlü şekilde değişirken aslında kozmopolitleşen toplumda tam olarak olgusunu ağırlığını oturtamayan tek konu bana göre stil… Mahalle baskısından tutun, gelenek göreneklere, insanların sosyal yapılarının getirdiği farklı bakış açılarından dine o kadar çok konu stile müdahale ediyor ki, aslında yerine oturamaması çok doğal… Aşk-ı Memnu’da bu olgu insanların içinde yatan aslında olmak istedikleri tarza vurgu yaptı… Kadınlar günümüzde dişi olmak, ilgi çekmek ve en önemlisi herkes tarafından beğenilmek konuşulmak arzusunu taşırken, ekonomik şartlar ve toplum baskısı bunu net bir şekilde engelliyor… Ne oluyor, kadın içine atıyor, yapamadıklarının hasretiyle etrafını izlemeye koyuluyor… Birden ekranda özgürce analiz edebildiği bu yapıtla karşılaşıyor, hem yalının ihtişamı, hem ekonomik ferahlık, hem de çok başarılı bir şekilde oturtulan stil olgusu kadını bir anda allak bullak ediyor… İşte bu, işte tam da istediğim bu dedirtiyor ve kendine bağımlı hale getiriyor… Sadece stil olarak değil de yapıtın konusuna da özlem duyan psikolojiler de mevcut… Özgürlük, bir kadının aşkı tercihi ve bunu her türlü riske rağmen yaşayışı da çoğu kafanın içinde hapis olmuş bir düşünce aslında… Her yanıyla Aşk-ı Memnu başarılı bir prodüksiyon ve insanlar sonunun gelmesini düşünmek istemiyor… Etrafımdan yaptığım analize güvenerek söylüyorum ki bir zamanlar erkekleri ekrana ölümcül şekilde çağıran Kurtlar Vadisi’nin kadınlara yönelik versiyonu da Aşk-ı Memnu… Planlar ev işleri ve daha pek çok günlük durum dizinin zamanına göre ayarlanıyor… Evde 1 televizyon varsa gerginlik oluyor, tekrara kalan izleyici de tekrarı asla kaçırmıyor… Aşk-ı Memnu stil bakımından Türkiye’deki kadının özlemine cevap veriyor, böylece izlenmeye değer çok başarılı bir öykünün yanı sıra göze hitab eden çok başarılı bir şov da aynı zamanda devam diyor…





Dostlar Neler Demiş …